14 Ağustos 2015 Cuma

kaçınılmaz devinim

" evrim, daima evrilen bilincin kanıksadığı bir süreçtir. "

 nevermind, nevermind; i had to leave my life behind. bu şarkıyı dinlemeye başladığım vakit zamanın benim için geldiğinin bilincindeydim. yeni bir yaratım süreci kapımı çalmak üzereydi; tabii ki de öngörülemez bir yıkımla birlikte.
 değişimin ve yeniliklerin daima benim için iyi olacağına inanmam gerekiyordu, çünkü iyi ya da kötü ilerleyişim çoğunlukla benim isteklerim dışında gerçekleşiyordu. birnevi zorunluluk.

"ancak evrim, sanılanın aksine ileriye dönük değil, çoğunlukla geriye dönüktür. evrimin deneme tahtaları olarak doğar büyür hastalanır ve ölürüz."

 başka bir diyara daha adım atma vakti geldi dostlar, hem de bulunduğum yerde adamakıllı hatıralar biriktiremeden... ama üzülmeyi veya heyecanlanmayı çoktan ardımda bıraktım; birnevi zorunluluk

"eğer hatıralarınız yeteri kadar mekana dağılmışsa, artık gittiğiniz yol, geçmek ve bazen yıkmak zorunda olduğunuz köprüler anlamlarını yitirmeye başlıyor. bir yapbozla oynuyorsunuz; artık parçaları bütünleştirmek ya da bütünü darmadağan etmek, hepsi size aynı geliyor."

hepimiz yaşamak için yürüyoruz dostlar, ama ne hikmetse yollarda ölüyoruz; selametle.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Yazıyorum

 Evet, belki 20. defa yeni bir kişisel blog yazımı girişiminde bulunuyorum. İnternete çevirmeli ağ bağlantısıyla bağlandığım zamanlardan bu yana, istikrarlı olmayışımın cezasını klavyemdeki tuşlar çekiyor.
 Aslında bu okuduğunuz, epey ertelenmiş bir "Merhaba, Dünya!" yazısından başka birşey değil. Öğrendiklerimi aktarabilmek amacıyla oluşturduğum bu blog, sanal bir çıkış kapısı benim için... Çünkü çoğu zaman instagrama attığım bir fotoğraf, #insta ile başlayan samimiyet yoksunu etiketler veyahut 140 karaktere güçlükle sığdırdığım varoluş acıları size beni anlatmıyor. Hiç olmazsa yazım dilinde kendimi indirgeme yükümlülüğünden azad edilmek istiyorum. Belki siz de istersiniz; keyif alacağınızı umuyorum. 
Â. Powered by Blogger.